Selahaddin Eyyubi, Mısır’dan Şam’a, Halep’ten Musul’a, Hicaz’dan Filistin’e uzanan geniş bir coğrafyada hüküm sürdü. Orduları, sarayları ve büyük bir devletin hazineleri vardı.
Fakat vefat ettiğinde, rivayetlere göre şahsi serveti kefen ve cenaze masraflarını karşılamaya bile yetmedi. Dünyaya hükmeden bir hükümdar, dünyadan birkaç metre kefenle ayrıldı.
İşte asıl ders burada başlıyor:
Makam mülk değildir. Devlet emanettir. Kamu malı şahsi servet değildir.
Bugün oturduğunuz koltuk sizden önce de vardı, sizden sonra da olacak. Kullandığınız yetkiler ve yönettiğiniz kamu kaynakları bir gün sizi değil, yaptıklarınızı hatırlatacak.
Çünkü insan dünyadan ayrılırken geriye tek bir soru kalıyor:
“Sana verilen yetkiyle ne yaptın?”
Milletin hakkını ve adaleti mi korudun, yoksa makamın gücünü kendin ve çevren için mi kullandın? Sana gösterilen itibarı emanet mi bildin, yoksa kişisel bir ayrıcalık mı sandın?
Bunların cevabını makam odasında değil, tarih verir.
Makamın ışıkları bir gün söner, makam aracı geri döner, korumalar dağılır, telefonlar susar ve unvanlar geride kalır.
Geriye yalnızca yaptıkların kalır.
Selahaddin Eyyubi’nin ardından büyük bir şahsi servet kalmadı; fakat adı, mücadelesi ve bıraktığı iz yüzyıllar boyunca yaşamaya devam etti. Demek ki insanın gerçek serveti kasasında biriktirdikleri değil, arkasında bıraktığı itibardır.
Bu yüzden her makam sahibi kendisine şu soruyu sormalıdır:
“Bu koltuktan kalktığım gün, arkamdan ne söylenecek?”
Çünkü tarih, makamların değil, insanların hesabını tutar.
Kefenin cebi yoktur.
Ne servetinizi, ne makamınızı ne de size gösterilen itibarı yanınızda götürebilirsiniz. Götüreceğiniz tek şey, bu dünyada nasıl yaşadığınıza dair hesabınızdır.
O hâlde makamı ganimet değil, emanet bilenlerden olun. Çünkü koltuğunuzun yüksekliği değil, ondan kalktığınızda bıraktığınız iz, sizin gerçek ölçünüzdür.
Devlet emanettir.
Yetki emanettir.
Milletin hakkı emanettir.
Ve her emanetin bir gün hesabı vardır.
İşte Milli Görüş zihniyetinin tarihî ilhamı da buradadır: Selahaddin Eyyubi, inancı, kararlılığı ve ümmetin birliğini esas alan mücadelesiyle Haçlılara karşı durdu ve Kudüs’ü yeniden fethetti. Onun mücadelesi bize gösteriyor ki asıl büyüklük makamda, servette veya gösterişte değil; bir davaya adanmışlıkta, adalette ve milletin emanetini hakkıyla taşımaktadır. Bugünün yöneticileri de Selahaddin Eyyubi’nin hayatından ders çıkarmalıdır: Makam geçer, servet kalmaz; fakat adalet, ahlak ve hizmet anlayışı nesiller boyunca yaşar.
Selam ve Dua ile
Abdulselam Güleç
X GulecAbdulselam





