Ey ulu kişi, küçüklere zorbalık etme! Çünkü dünya bir kararda kalmaz; bugün zorbasın, yarın düşkün. Zayıfın kolunu bükme, sonradan güç kazana­cak olursa bunu sana pahalıya ödetir, ilk fırsatta ananı ağlatır. Kimseyi kandır­ma, ayağını kaydırma. Düşersen kaldıranın olmaz zira.

Ey ulu kişi, düşmanını kesinlikle küçümseme! Şu koskoca dağlara dik­katlice bakarsan, küçük taşlardan oluştuğunu anlarsın. Karıncaların birleşerek güç birliği edip yeleli aslanı helak ettiğini duymadın mı? Bir saç teli, ibri­şim kadar güçlü değildir ancak birkaçı bir araya geldiğinde zincirden bile sağ­lam olur. Hâzinenin yükünü tutmaktansa, dost tutmaya bak. Bırak dostların yerine hâzinen boş kalsın. Kimsenin işini sürüncemede bırakma. Sonra yığı­lır ayaklarına düşersin.

Ey düşkün insan, sen de güçlüye tahammül göster! Gün gelir belki sen de güçlü olur da halini anlarsın. Zorbalardan intikam almak için dostlarının elin­den tut. Zira dost eli, kuvvet elinden daha güçlüdür. Mazlumun kuruyup çat­layan dudağına söyleyin, gülsün. Zalimin dişlerinin dökülmesi yakındır. Sa­bahleyin davul sesleriyle uyananlar, bekçinin geceyi nasıl geçirdiğini nerden bilsin? Kervandakiler ancak kendi mallarını düşünürler. Sırtı yüklü eşeğe sa­hibinden başka kimsenin içi yanmaz. Say ki düşkünlerden değilsin. Peki bir düşkün gördüğünde niçin durur, ona yardım etmezsin? 
Selam ve Dua ile 
Abdulselam Güleç 
3.Temmuz.2023