Abdullah Amca: “Ramazan ayın da top’u ateşlerdim, İdil’de 42 Su kuyusunu açtım."

Devlet makine sektöründe daha fazla gelişmemişti.Bir çok iş insan gücüyle yapılıyordu. Şimdiki imkanlar, bizim zamanda yoktu. Biz bireysel insan gücüyle toplumsal, ekonomik sorunlarımızı çözüyorduk.

Abdullah Amca: “Ramazan ayın da top’u ateşlerdim, İdil’de 42 Su kuyusunu açtım."

Abdullah Amca: “Ramazan ayın da top’u ateşlerdim, İdil’de 42 Su kuyusunu açtım. Günün koşularında, sevdiğim idille, hizmette kusur etmedim.”

“Yılanlardan dolayı Kuyulu köyünde kazmış olduğumuz kuyudan vazgeçtik”.

1946 yıllından beri idil de yaşıyor. Beş sene içinde, idil ve köylerinde, 42 su kuyusunu açarak ,vatandaşların su sorunu çözümünde öncü oldu. Ramazan aylarında ilçe müftünün talimatıyla; imsak vakti ve iftar vakti birer pare top ateşi yaparak, vatandaşlar iftarını açardı. Merkez cami ve maliye lojmanlarında usta olarak inşaatlarında çalıştı. O dönemlerde, Midyat ve idil karayolu insan gücüyle  yapılıyordu, yapımında kazma ve kürekle çalıştı.

Abdullah Öğüş 80 yaşında, idil Aşağı mahallede oturuyor.

Mütevazı bir hayat yaşarken, evinde bizi kabul etti, eski idil’e ilişkin yaşamını,  idil de yaptığı hizmetleri, yaşadığı yıllara ilişkin ilçenin sosyal hayatını sorduk, konuştuk, içi dolu cevaplar aldık.

Abdullah amca kendinizden biraz söz eder misiniz  ?  1915 yılında Cizre’de dünyaya geldim. Okul okumadım ama Türkçe konuşabiliyorum. Evliyim, 12 çocuk babasıyım. İnşaat ustası oldum. 1946 yılından beri idilde yaşıyorum. İdil’de  altı ev Müslüman aile vardık, 3000 yakın Hıristiyan ailede idil’de yaşıyordu. Sosyal ilişkilerimiz çok iyiydi, birbirimizi seviyorduk. İdil’de sadece bir mahalle vardı. Bizim şimdi oturduğumuz aşağı mahalle, idilin tek mahallesiydi.. 80 yaşındayım, sağlığım iyi, sadece gözlerimden rahatsızım, kendimi çok iyi hissediyorum; yaşıma rağmen sağlığım iyi. Meslek olarak;  Kuyu açardım, inşat ustasıyım, iyi ayakkabı dikerdim. Cizre de Yahudi bir ustam vardı, saraç olmayı ondan öğrenmiştim. Kuran okudum. Kendimi zeki kabul ederdim, bu nedenle imam olmak istiyordum. Nasip değilmiş deme ki olamadım.

Kuyu açma işin de kaç yıl çalıştınız? Kuyu açma işin de, usta olarak bilfiil 3 yıl çalıştım.42 su kuyusu açtım. İki yardımcımla kuyu işini yürütüyorduk. İdil de ve köylerde su sorunu hat safhadaydı; devletin imkanları çok kısıtlıydı. Devlet makine sektöründe daha fazla gelişmemişti.Bir çok iş insan gücüyle yapılıyordu. Şimdiki imkanlar, bizim zamanda yoktu. Biz bireysel insan gücüyle toplumsal, ekonomik sorunlarımızı çözüyorduk.

Kuyu açma işini bilimsel bir yöntemle mi yoksa geleneksel bilgilerle mi yapıyordunuz? Kuyu açma iş ile ilgili ne okuluna gittim, nede kitabını okudum. Suyla ilgili  bilgilerin Kuran da olduğu bilgisine sahiptim. Bu alan da bilgi sahibi olan bir imamdan öğrenmiştim.Yer altı suları batıdan doğuya doğru akar ;kuyunun suyu genellikle metre bazında tek haneli sayılarda çıkar. örneğin:9,11,17,19,21 metrelerde çıkar ;çift sayılarda; 10,12,14,18,20 metrelerde su çıktığını görmedim. Bunlar deneysel bilgilerim.Kuyunun ağız genişliği 3 metredir uzunluk değişiyor;alt kısımdan yukarıya doğru taşlardan örülür;taşlardan örülmenin sebebi:taşlar çevreden kuyuya su çeker ,çimentodan veya başka bir maddeden  kuyunun içi örülürse su kaybına yol açar kuyuların suyu sonbahar mevsiminde,Eylül ayın 15 kadar azalır, Eylül ayın 15 in de sonra artar, kışın kuyunun suyu sıcak, yazın soğuk olur.

Kuyu açacağınız yerin tespitini nasıl yapıyordunuz, yeri gelişi güzel mi seçerdiniz?   Hayır gelişi güzel seçmiyordum.Hislerim beni yönlendiriyordu.Yer altını okuyordum. Nerenin taşlı nerenin bataklık olduğunu biliyordum.hislerimden hiçbir zaman yanılmadım.bir sefer hariç.Yanıldım.Onunda bir sebebi vardı :Kuyulu köyündeyiz.kuyu için yer tespit ettik.Kuyuyu kazmaya başladık.Zemin delikli taşlarla doluydu. taşların kaldırması kolaydı. Taşları kaldırıyorduk. Ama YILANLARLA baş edemiyorduk.kaldırdığımız her taşın altında muhakkak bir yılan çıkıyordu.7 metreyi yılanlarla mücadele ederek kazdık. 7 metreye kadar hep yılanlarla karşılaştık hem kazıyorduk hem yılanları öldürüyorduk. Yorgun düştük medeni cesaretimiz kırıldı bırakmak zorunda kaldık.

Bir kuyu açma ücreti ne kadardı? Bir metresini 50 BANKONOT A açıyorduk.

Açtığınız kuyularda genellikle kaç metrede su çıkıyordu? 11 m,13m,de su çıkıyordu. Merkez caminin avlusunda sondaj çalışması yapıldığı zaman oradaydım. Çalışanlara sondajın vurulduğu yerde su çıkmayacağını söyledim.Vurulduğu yer bataklıktı. Beni dinlemediler. Evliyamızın diyerek dalga geçtiler benimle. Bu benim zoruma gitti fazla ısrar etmedim. Ayrıldım.Halbuki kuyu tarafı kayalıktı oraya vurmuş olsalardı su kesin çıkardı.Onlara sondajı bataklığa vurdular, su çıktı ama yetersiz çıktı.

İlçe merkezinde açmış olduğun kuyuları bilir misiniz ?Evet, merkez camide 2 tane,İnönü caddesin de (kapatmışlar) bir tane,Ana fartalar ilköğretim okulunda 1 tane,sağlık ocağın bahçesinde bir tane,seyit Abdülkerim in bahçesinde bir tane….aşağı mahallede 8 tane diğerlerini köylerde bir kısmı daha ilçe de açtım. İki yardımcımla, ben üç kişi su kuyusunu açıyorduk.

Ramazan ayında topu ateşlerdin, bu iş nasıl gelişti? Evet kuyu kazarken büyük taşlarla karşılaşırdık. Bu taşları dinamitle parçalardık. Bu sebeple dinamitle iç içeydim. Ramazan topnu ben imal etmiştim. İftar vaktinde bir kez, imsak vaktin de bir kez, borusuna bez parçalarını, haznesine barutu koyardım, hazırlardım, vaktinde ateşlerdim.

Bir gün, Tepe köyünden vatandaşlar geldi. Abdullah efendi, Ramazan topunu sen mi ateşliyorsun diye sordular,evet dedim. Sen topu ateşledikten 10 dk sonra biz iftarımızı açıyoruz. Neden diye sordum? Top devletin olduğu için pek itibar etmiyoruz, onun için on dakika sonra iftarımızı açıyoruz. Ben bu açıklamayı birkaç kişiye daha sordum, baktım ki çevre köylülerin hepsin de bu ön yargı var, sorunun ciddi olduğunu görünce durumu müftü beyle paylaştım. Tabi ben iftar topunu müftünün talimatıyla ateşliyordum. Müftü bey durumu öğrenince Köylerin imamlarını çağırdı bunun yanlış olduğunu söyledi. Top sesine riayet edilmesini istedi.

Askerliğim İsmet İnönü döneminde yaptım: Askerliğimi İsmet İnönü döneminde yaptım.Askerliğe alındığımızda(kışlada) meslek seçimi için bizi sıraya aldılar en arkada ben bekliyordum. Önümdeki Askerlerin hepsi meslekleri çitçilik olduğunu söylediler. Sıra bana geldiğinde, ben sonuncuydum.”Sende mi çiftçisin “dedi komutan ;”Hayır ben saraçım”, ha dedi ;ben de böyle birini arıyordum….. beni atölyeye aldı.Atölyede atlara semer, askerlerin yırtık botlarını dikerdim. Bu mesleğimi Cizre de iken Yahudi(cıhu)bir ustanın yanında öğrenmiştim. Genellikle Yahudi vatandaşlar ayakkabı sektöründe iyi diler…üreticiydiler.

Merkez Camii ve maliye lojmanlarında ben usta olarak bilfiil çalıştım ilçe merkezinde camii yapılacaktı, bizim Hıristiyan vatandaşlar bek sıcak karşılamıyordu Camii girişimini. Süryani vatandaşlarla sorun çözüldükten sonra inşaata caminin inşaatına başlandı, temelini Şeğ Seyda (milletvekilli Veli Seyda nın dedesi) attı. İpleri çektim. Büyük taşlara barut döküp taşları parçaladım.Camiinin temelini düzelttik, su basmasını bitirdikten sonra camiinin inşaatına başladık.Köylerden gönüllüler camii inşaatında çalışıyordu.O dönemin anısına söylüyorum çok duygulanmıştık, bizim için çok anlamlı bir gündü.Maliye lojmanlarını bir Müteahhit tutmuştu, ekip olup bu işte çalıştık.Devlet erkanın yerleşmesi için yapılan bu lojmanlar ilçemiz için çok önemliydi ve anlamlıydı.Bir gelişme olarak kabul ediyorduk.

Timur Çeşmesi’nin suyu yer altında Kehlonun evindeki kuyudan geliyordu. Çeşmeden dehlizden yürüyerek kuyuya kadar gittim. Dehlizlerde çok yılan vardı, zor yürüyordum. Herkes çok şaşırmıştı. Nasıl dehlizlerde yürümüştüm de kuyuya kadar varmıştım.

İdil in evleri idilin evleri yapı malzemesi olarak kerpiçti, birbirine sokulmuş vaziyeteydi; Bir baştan girip diğer baştan çıkılırdı. Damlar dümdüzdü. Damlardan küçük alanlar oluşmuştu. Daracık sokaklar vardı.Kerpiç evler,yazın serin kışın sıcaktı. Kışa girmeden kerpiç evlerin duvarları çamurla sıvanırdı.İdilin çarşısı eskiden aşağı mahalledeydi. İlçeye gelen kaymakamın talimatıyla çarşı Hükümet konağı tarafına taşındı.İdilde 10 ev Müslüman aile vardı.Ben ilk geldiğimde bir sene bakkal olarak iş yerini açtım. Süryanilerle ilişkilerimiz iyiydi. Üreticiydiler.Şehir kültürleri vardı.

İdil Midyat karayolu insan gücüyle yapılıyordu. Yolları düzeltip taşları diziyorduk.Şimdiki gibi teknik ve modern araçlar yoktu. Köylerden gelen insanlar işçi olarak çalışıyorlardı. Yol yapımı aylarca devam ediyordu.

Abdullah amca sohbetine doyum olmuyor,  başka söyleceklerin var mı?Hayır oğlum.Seni sevdim, idil için yaptığın bu işi takdir ettim. idil de yıllarca ayakta kalacak eserlerim var ben ölsem de eserlerim yaşayacak ben idili ,idil eselerimin sayesinde beni sevdi.

İdil’in, Abdullah amcanın ellerinde, yüzünde, dilinde, mimiklerinde çok derin izleri vardı. Söyleyecek çok sözleri vardı..Biz bu kadarıyla yetinelim dedik….Abdullah amcanın bize ikram ettiği neskafeyi keyifle içtik,sohbetine doyum olmuyordu,ayrılmak zorundaydık.Ellerini büyük bir keyifle öperek Allah ısmarladık diyerek ayrıldık.

 Röportaj: Abdurahman baran

YORUM EKLE
YORUMLAR
Vedia togan
Vedia togan - 7 ay Önce

Öğüş aylesini iyi tanıyorduk
Hatta ilk okul beşinci sınıfta oğulları sehmuz öğretmenimizdi
Abdullah öğüş yaşıyormu??
Yaşıyorsa bu yazı yeni mi?
Çünkü 80 yaşındayım dıyor
Ama 1915 doğumluyum dıyor?
Bıraz karışık gibi geldi bana
Neyse öğüş aylesine selamlar

Coronabhrussss 9
Coronabhrussss 9 - 7 ay Önce

Yaşar ustaa, usttaaaa kahrolsun koronavyrus dukuz(9)

Yasar cicek
Yasar cicek - 7 ay Önce

Geldigi tarhte yanlslik var ve 1943 biz idildeyken 18 ev vardi sonrdan abdullah a.cllar geldi

Mesut ucas
Mesut ucas - 7 ay Önce

1915 doğumlu ise 105 yaşında olması gerekmezmi

Selim Çetik
Selim Çetik - 7 ay Önce

Abdullah amca idilde emektar ve tanınan şahsiyetlerden kişilikli bir zat bunu diyebilirim Allah razı olsun sağlıklı sıhhatli olmasını dilerim

SIRADAKİ HABER