Murat Ay ve İdil Siyasetinin Sessiz Hikâyesi
İdil’de siyasetin içinde olan bazı isimler vardır ki, sadece yaptıklarıyla değil, yaşam biçimleriyle de sürekli mercek altındadır. İnsanlar onları yalnızca siyasi kimlikleriyle değil; nasıl yaşadıkları, nasıl davrandıkları, ne yedikleri, neler söyledikleri, kiminle oturup kalktıklarıyla da merak eder. Görevlerinden ayrılınca da arkalarında bir ‘oh’ çekerek iyi ki gitti deriz. Onlara karşı biraz acımasız davranırız. Neden deriz: Basit kuruntularımız için, yada işimizi görmediğinden dolayı demiş oluruz. O gün mevsimdeyiz bilmediğimiz için istediğimizi söyleriz. Çünkü siyasetçilerin hayatı, toplumun gözünde her zaman “öncesi ve sonrası” diye ikiye ayrılır.
Murat Ay da bu isimlerden biridir.
AK Parti İlçe Başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra, siyasi süreci ve sosyal yaşamı en çok konuşulan kişilerden biri oldu. Alakamış Köyü’nde yaşayan, lise eğitimini İdil’de tamamlayan Murat Ay, genç yaşta şehir kültürüyle tanışmış, ardından uzun yıllar gurbet hayatı yaşamış ve sonunda yeniden baba ocağına dönmüştü. Yaşanmışları onu çok yormuştu.
Murat Ay, Osman Ay’ın oğludur. Babası Osman Ağa, İdil’in sosyal hayatında iz bırakmış, kanaat önderi olarak kabul edilen önemli bir şahsiyettir. Bu miras, Murat Ay’ın İdil’de tanınmasında önemli bir referans oldu. İlçe başkanlığı görevine geldiğinde, yarı tanıdık, yarı idil’li, yeni bir isim olarak toplumda hızlı bir kabul gördü. Gelişi heyecan yarattı.
Siyasete ilk adım attığında biraz çekingen, biraz da köy kültürünün getirdiği sıcak ilişkilerle hareket etti. Ahbap-çavuş ilişkilerine önem verdi, grupçuluğa öncelik tanıdı. Beş kişinin kararı geçerli olacak denildiği dönemdi. Ay çabuk beş kişiye teslim olmuştu. İşaret fişeği atıldı. Çarşı gelişmeleri tepkiyle izliyordu. İlk aylarda bunun rahatlığını yaşadı ama zamanla bu ilişkilerin kendisine zarar verdiğini de gördü. Ama bir kolunu kaptırmıştı. Yalnızdı, olacaklardan habersiz, arkalarından gidiyordu.
Siyasetin şehir işi olduğunu, ilişkilerin daha modern bir zeminde kurulması gerektiğini fark ettiğinde ise değişmeye başladı. Giyiminden yaşam tarzına, çalışma disiplininden insan ilişkilerine kadar kendini yeniden inşa etmeye çalıştı. Ekibi ile birlikte kısa ceketler giyerek kötü bir mesaj vermişlerdi. Kederli idi çok sigara içiyordu. İlçe teşkilatına erken saatlerde gelmeye başladı, esnaf ziyaretleri yaptı, mahalle mahalle dolaştı, kapıları çaldı, evlere misafir oldu, insanların derdini dinledi. Gençlere yardımcı olmaya çalışıyordu. Beşlinin nefesi ensesindeydi.
Vatandaşa hizmet etmenin siyasetin özü olduğunu kavradı.
Ziraat Fakültesi’nin taşınması sürecinde istifasını ortaya koyarak verdiği mücadele, onun siyasetçi kimliğinde önemli bir dönüm noktasıydı. Bu tavır, kendine olan güvenini artırdı. Halk onu bu davranışından dolayı sevmişti. Halkın yanında yer almıştı. Ama toplantı esnasında onun arkadaşı onu İl teşkilatına satarken hepimiz fark etmemiştik.
Yanındaki insanlar, ondan önce siyasete girmiş, kulis oyunlarında daha deneyimliydi. Murat Ay, kurduğu grubun davranışlarına zamanla mahkûm kaldı. Bu çemberi kıramadı. Yanlışları görüyordu ama düzeltmeye gücü yetmiyordu. Kurulan tuzaklara düşmeye başladı ve sonunda AK Parti teşkilatıyla karşı karşıya getirildi. Ustaca oynan bir oyundu Murat Ay oyuna geldi. Hem de yakınları tarafından oyun getirildi.
Bu süreçte ne il teşkilatından ne de milletvekillerinden beklediği desteği göremedi. İki kurum Murat Ay’ı çabuk sattılar. Mesele kapalı kapılar ardında vicdanlı bir muhasebe ile ele alınmadı. Kendisine bir şans tanınmalıydı. Kalemini çabuk kırdılar. Ve sonuçta Murat Ay’ın siyasi bileti kesildi.
Bu, etik bir ayrılık değildi.
Oysa Murat Ay, İdil halkının dokusuna uyum sağlamış, kendini geliştirmeye çalışan bir siyasetçiydi. Halk Murat Ay’ı sevmişti. Yerel seçimlerde Ak Parti’nin oylarını artırmıştı. Destek vermeleri gerekirken, yanlız bıraktılar. İl teşkilatı, çıkarcı çevreleri temizleyip ona bir dönem daha sahip çıksaydı, bugün İdil siyasetinde birçok şey farklı olabilirdi.
Murat Ay’ın gelişi de gidişi de İdil siyaseti için bir olaydı. Bu olayda Murat Ay siyasette nasıl üstten paraşütle indiyse, aynı sistemle ayrılırken paraşüt açılmadı, kendisini kırarak gönderdiler.
Bu olaydan çıkarılacak çok ders var.
Bugün Murat Ay, AK Parti teşkilatında gönül bağıyla kalan bir isim olarak İdil’de yaşamını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan bağlılığını açıkça ifade ediyor. Yaşadığı kırgınlıkları içine atarak, ilahi adaletin tecellisini bekliyor. Ama herşey rağmen siyaset yaparak tabanına sahip çıkmaya çalışıyor. Siyasette ısınmış, meslek edinmiş, kapısı çalınacağı zaman tamam geldim diyecek kadar hazır bekliyor. Kime, kendisine hazır. Artık o bir siyasetçi, al benisi olan bir siyasetçi, aslına bakılırsa başına gelenler için bir nevi iyi oldu deniliyor. Çünkü belalar, tuzaklar, şaşalı günler, daha bir çok davranış Murat Ay’ı pişirdi. Daha genç biri, akıl aldıysa önü açıktır, başarılı olacaktır.
Belki de bu hikâye bize şunu söylüyor:
İdil’de siyaset, sadece güçle değil; vicdanla, adaletle ve samimiyetle yürütülmediği sürece hep yarım kalmaya mahkûm olacaktır.
Güncelleme Tarihi: 18 Ocak 2026, 21:54