İdil’de Sosyal  Sonbahar

Sonbahar güneşi bugün çok güzel, ortalığı ısıtıyor. Nevzetin kahvesinde güneşe karşı otur, kravatlı çayını iç, idilin geçmişine bir sörf yap, çok güzel bir gün yaşamış olursunuz. Düşündüm. Fena fikir değil.. Günümü bu şekilde geçirmek istedim. Kahveye vardım.  Güneşi tam cepheden görecek sandalyeyi seçtim, oturdum. Kravatlı çayımı istedim. Çayım geldi, şekersiz içiyorum. Yerim sıcak. Isındım. Çayımdan bir yudum aldım, bir sağıma baktım, sonra bir soluma baktım, idilin bu caddesin de kaç kişi öz güvenle yürüdü, dükkânlarında kaç kişi iş yeri açtı, kapattı başka diyarlara gitti. Sosyal hayatın ilişkilerinde kimler öne çıktı, kimler önemli roller alarak insanlara yaradı, ya da insanların elinde kaldı, konumları, ilişkileri tike dönüştü, insanlar canı istediği zaman bu tike dokunarak stres attı. Hepsi aklıma geldi, düşünmeye başladım. Arada bir çayım içerek, kısa bir zaman geçirdim. İdil’de neler yaşamışız neler…

Kimlerdirler; Salihe Bafeyi, evden çarşıya gelirken, caddeyi ortalayarak, dik, öz güveni yüksek bir şekilde yürürdü.  Mavi ceketi, kırmızı kravatı, elinde sigarasını arada bir içerek Kırojunun kahvesine inerdi. Yukarı mahalle muhtarıydı. Mahalle muhtarlığını sevmişti.  Vatandaş, vefat edinceye kadar hep onu muhtar seçti. Muhtarlık döneminde büyük reformlar yaptı. Makbuz, ikametgâh parasını almazdı. Yapacağı resmi işlemlere karşılık sigara paketine tenezzül etmezdi. Vatandaştan yana bir yönetim sergiliyordu. Kahveye varır, kahvenin cayır cayır yanan sobanın başında bir müddet oturur, etrafta bulunanlarla sohbet ederdi. Bu sohbette çayını içerdi. Kahve Kıroju; Posta hanenin bitişiğinde, posta hane ile arasında geçen sokağın başında bulunurdu. İdilin önemli işyerlerindeydi. Genelde idilin memurları, elit kesimi, zamanlarını kahve kıroju, Rısko Hemşo kahvesinde geçirirlerdi. Kahvelerin idilin sosyal hayatında önemli bir yeri vardı. Rısko Hemşo kahvesinde, bu önem bir kez daha öne çıkarak bizi haklı kılıyordu. Vatandaşlar, kahveye gittiklerinde, kahveci vatandaşın konumuna göre, duruşuna göre çay söylerlerdi. Kahveci; “2 memuri Çay, yâda Gundi, yada kıravatlı çay diyerek siparişi verirdi. Çay içecek adam farkında değildi, sosyal teraziden geçiyordu, ona göre çay bardağa doluyordu. Tartılıyordu farkında değildi, oturmuş çay bekliyordu. ” Toplumun birbirine bakışı farklıydı. İnsanlar guruplara ayrılarak iletişim sağlanırdı. Kahveler insanların sosyal terazileri idi. Sosyal hayatta meydana gelen iletişim neticesinde birçok hareket kahvede isim alır, sözlü kelimeler olarak dile gelirdi. “Rızko Hmeşo Kahvesinde ceketim kaldı” Türküsü idil’de bir dönem meşhurdu. Çilingir sofralarında sesi güzel olanlar birçoğu mutlaka söylerdi. Gözlerim Rızko Hemşo kahvesini aradı, o yana baktım. Kahvenin yerinde beş katlı bir bina yükseliyordu.

Bitişiğindeki dükkanlara baktım, Süryani esnaflar aklıma geldi. Terzi Edip, Fotoğrafçı Behnan Saçu ,Gebro Gurco … bir çok Süryani esnafı hatırladım. Behnan Saçu idilin ilk fotoğrafçısı idi. Ayaklı fotoğraf makinesini dışarı çıkarırdı. Tahta sandalyeye otururdu insanlar, fotoğraf çekerlerdi. O zamanın İdili toplumsal olarak daha çok gelişmişti. Türkiye’deki gelişmeleri yakında takip ediyorlardı.  Bu gelişmeler Süryani toplumun sayesinde oluyordu. PTT binasına baktım. Temeli kazındığı zaman aklıma geldi. İdilin merkezinde büyük bir çukur açılmıştı. Çocuklar çukura bakıyordu. PTT bitişiğindeki sokakta idilin ilk dondurmacısı, Sineması aklıma geldi. Çocukken bu iki ismi çok seviyorduk. Dönemin en büyük eğlencesiydi. Sinema afişlerini, Şahban,Yaşar sokak  sokak gezdirerek filmin reklamını yaparlardı. Filmin reklamını yapan çocuklar bedava filmi izlerlerdi. Afişlerde bikinili resimler varsa ayakkabı boyasıyla boyanırdı. En çok kavga dövüş filmleri sevilirdi. Postaneyi geçtin mi Dondurma dükkanı  ilerde Lahdo Sineması vardı. Sokağın başında Kırejo kahvesi bulunurdu. Yaz aylarında dışarıya masaları taşınırdı. İnsanlar açık havada lambaların ışıkları altında okey oynarlardı. Eshat amca köpeği yanında kahveye gelirdi. O oynarken Köpeği yanı başında yerde uyurdu. Kahveden ayrılacağı zaman uyanır Eshat Amcayı takip eder birlikte eve giderlerdi.

Kahvenin önünde mutlaka bir masa bulunurdu. Siyaset adamı, önemli şahsiyetlerin ofisleri bulunmazdı.  Ofis kurma noktasında gelişmemiştik. Kahvenin önündeki masada H.Ebuzeyt otururdu. Etrafında birçok kişide bulunurdu. Sohbet edip çay içerlerdi. Aralarında biri oradan geçen Abdurrahman Amcaya takılırdı. “Banka Şevitti” Banka yandı deyince Abdurrahman Amca küfürlerin en güzelini sayarken merhum Molla Alaadin amcanın seçkin döşeğinde finalli yapardı. Masada bulunanların keyfine diyecek yoktu. Sosyal hayatın akışında ekmek mücadelesi veren insanlar, zamanın akışında yaptığı işle ilişkilendirilince kimilerinin hoşuna gitmezdi. Banka Şevitti, Makarna, Gülek Sor kelimleri sahiplerinin sinirlerini tetiklerken, idilli insanlarında keyiften sinirlerini alıyordu. O dönem durum bundan ibaretken, şimdi de Agit,Beşir,Salıho, Hemed  yeni aktörlerimiz.  Nevzet Cehennem deresinde bulunan bahçesinde Nar hasadı yapmış kahvenin önünde kasaların içinde nar satıyor. Narları görünce Dirsekli vadisi, Fidanlıklar, İdil göledi aklıma geldi. İdil için ne bereketli varlıklardı. Bahçecilik kültürü idil’de iyiydi, Süryaniler öncülük ediyordu, önemli bir aşamaya gelmişti. Cizre’ye komşu ilçelere sebze ve meyve satılırdı. Diyarbakır’dan gelip idil’de pirinç ekerlerdi. Süryaniler idil’den göç etiği gibi, bahçecilik, fidanlık kültürü de idil’den göç etti. Şehircilik kültürü idil’den göç etmeseydi, bugün idil daha farklı bir yerde olurdu. Ekonomik, sosyal olarak daha çok gelişmiş olacaktı. Şehircilik kültürünü taşıyanlar göç edince, yerine gelen köylüler, göçerler farklı bir kültürü idile getirerek yaşaması nedeniyle Şehircilik kültürünün inşa ettiği bütün değerler yıkıldı, zamanla yok edildi. Bağ ve Bahçeler hepsi gitti. Nevzat bir çay daha masama bıraktı. Teşekkür edince gözüm Sılo Kürdi’nin dükkânına ilişti. Silo Kürdi tekel bayidi. Samu akşamları Sılo kurdi’ye takılır birkaç bira içerdi. Kafası kendini bulunca “Ayağımda kundura “ türkünü söylerdi. Türkünün sesi dışarıda işitilirdi. Ağzıyla darbuka çalarak türküye destek verirdi. Hemede Aşçının lokantasında gelen kebabını yerken çok güzel bir gece geçirdiği her halinden beliydi. Hemede Aşçı, İkiz lokantası önemli bir yerdi. Lokantanın yukarısında, Kaldırımda Seyid  Bedih  davudi sesiyle Delavekasre,Hacıkasan,Arabane diyerek tur atardı. Soğuk ayran, su satan çocuklarla sulahisine pazarlık yapardı. Sulahiyi kafaya dikerek içerdi. Karşıdan Şükrü Tutuş tespihini çekerek izlerdi. Haline keyiflenirdi. Şükrü Tutuş idilin önemli şahsiyetlerdendi üç dönem belediye başkanlığı yaptı, siyaset ve iş adamıydı. Belediye başkanlığı döneminde Abut amcayı Ankara’ya jeneratör eğitimine göndermişti. İdile, jeneratörden 2 saat elektrik veriliyordu. Elektrik gidince Abut amcaya küfür ediyorduk.  Elektriği çok istiyorduk, Abut amcanın veremeyeceğini bilmiyorduk.

Öğle oldu. Ezan okunuyor. Merhum Molla Aladin sesini hatırladım. Güzel sesi ile ezan okurdu insanları çok etkilerdi. Ezanın bitmesini istemezdin. Ramazan ayında caminin damında beş kişi ile teravih namazı kıldırırdı. Vefat eden vatandaşların cenazesini kaldırmada Besna Teyze önünde salâvat getirerek mezarlığa gidilirdi. Salâvat getirme geleneğini Besna teyzeden sonra, H.Hesen, H.Sait devam ettirdi. Onlardan sonra gelenek sona erdi. Besna Cizeri çarşı merkezinde esnaftı. Dükkânı cıvıl cıvıldı. Çocuklar dükkanı çok severlerdi. Şekerli gıdalar satardı. İkindi vaktinde Mele Ğızo atına biner köye gitmek üzere çarşıdan geçerdi. BesnaTeyze’nin dükkanın önüne gelir atını durdururdu. Besna,Besna diye seslenirdi. Besna esprisini bildiği için cevabını “ çiye küro “ diye cevap verirdi. Siparişini sorduktan sonra , Besna hayır cevabını verirdi. Atını Uçoka doğru sürerdi.  Mele Ğızonun atının hareket ettiği yerin karşısında, Arif Sağ ve Milletvekilli arkadaşları bulunan dükkanların damında mini bir konser vermişti, arkadaşları siyasi konuşma yapmıştı. Derviş Amca İnönü İdile gelirken yolunu kesip üç kişiyi şikâyet edeceğini söylemişti. İşçiler merak etmiş kimleri şikâyet edeceksiniz demiş. Derviş Amca “ Mıhyedine saatçiyi, Nejdoye Televizyoncuyu, H.Saidi “ demiş. Neden diye sormuşlar. Mıhyedin saatleri tamir ederken, Nejdo Televizyonları tamir ederken bozuyorlar, bu iki insan bizde ne televizyon ne saat bizde bırakmadılar, H.Said’de imam olmamasına rağmen sürekli ezan okuyor, mademki imam değil neden ezan okuyor onları İnönü’ye şikayet edeceğim demiş. Demek ki daha o dönemden beri İdilin kalifiyeli eleman sorun var. Bu sorun Derviş amcayı çok düşündürmüş olacak ki sorunu İnönü neznin de hükümete taşımak istemiş. İşte bizim insanımızın esprili duruşu bu olsa gerek. Başaran otobüs firmasının muavinine Selim Soydan’ın  Hülya Koçyiğit’le evlenip evlenmediğini soran İdillilerimizin o dönemlerde batıyla nasıl bir iletişim kurarak yaşaması ise insanımız üretken zor şartlarda bile neler üretebileceğini gösteriyordu.

Kahveden kalktım, güneşi bıraktım. İdilin her dönemi güzel olur düşüncesi ile yürüdüm. Her dönem sosyal aktörünü yaratır. İdil hiçbir zaman sahipsiz kalmadı, kalmayacak. Mutlaka her dönem bir sahibi olacak. Şimdiki gibi; Sosyal medyada, siyasette, esnafta, STK’lerde yine renkli insanlarımız mevcut. Hayatını kaybedenlere Allah rahmet dilerken, kalanlara da iş hayatında başarılar diyelim.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Lahdo  sağ
Lahdo sağ - 1 yıl Önce

Abdurrahman Kardeşim, emek sarf etmiş
Hafıza toplamış, bizim bilmediklerimizi, bizlere bildik yaparak, İdil’in Süryani'nin azınlıkta oldukları bir devrin sosyo yaşam tarzlarını geçmişe yad ederek inçe bir üslup ile kaleme dökmüş, İdilhaber editörü boşuna olunmadığını, görüyoruz. Ve kendisini bu çalışmadan dolayı kutluyoruz

Lokman atiz
Lokman atiz - 1 yıl Önce

Agzina diline saglik cok güzel
Dile getirmissin
Saygi ve selamlarimla kendine iyi bak
Lokman ariz

Abdurrahman Nas
Abdurrahman Nas @Lokman atiz - 1 yıl Önce

yorumun için teşekürler sevgiler.Kendine iyi bak

M.Emin Bozkuş
M.Emin Bozkuş - 1 yıl Önce

İdil'in yakın geçmişi ile şimdiki yaşantısını özetlemişsin.Eline,emeğine sağlık.Kültürü, sanatı ve yaşam şartlarını yarı lirik yarı mizansel...

Selim Çetik
Selim Çetik - 1 yıl Önce

Deyerli Abdürrahman ağzına yüreğine kalemine sağlık idili bende 1971 de hatırladığım kadarıyla orta okuldaydım çok mükemmel izah edip kaleme almışsın tekrar şahsımca teşekkür ederim gerçekten o dönem idilin çevresi yeşillikleriyle şahsiyetleriyle sakinliğıyle sakin onutulmaz bir güzlliye sahipti bahs ettiğin deyerli kibar zatlar çoğuları vafat etmişlerdır mekanları cennet ruhları şad olsun bir kişi hayatta bildiğim kadarıyla mühittin saatçi yaşıyor onada sağlıklı sıhhatli yaşam diliyorum bu konuları kalemine aldığın için idilin en azından o dönemdeki geçmişini yeni nesile hatırlatıp aktardığınız için bir idilli olarak teşekkür ederim sıcak selamlarımı gönderiyorum hoşça kal

Abdurrahman Nas
Abdurrahman Nas @Selim Çetik - 1 yıl Önce

Alleykümselam. Yorumunuz için teşekürler.

Abdulcelil sülger
Abdulcelil sülger - 1 yıl Önce

Emeğine sağlık idilin değerine o güzel değerlerinle değer kattın Allaha emanet

Mehmet Sabaz (Sani)
Mehmet Sabaz (Sani) - 1 yıl Önce

Yüreğine sağlık güzel insan eskilere götürdün

Ali AYGÜL
Ali AYGÜL - 1 yıl Önce

Abdurrahman Bey, İdil'deki yaşamı ve insan manzaralarını çok güzel yazmış. Çok beğendim.

Bu tür yazılar ve İDİL HABER İdil Tarihini yazmak ve İdil Kültürünü araştırmak isteyenler için çok önemli güvenilir kaynak olacağına inanıyorum.

Bu nedenle katkıda bulunan, emek veren

Ali AYGÜL
Ali AYGÜL - 1 yıl Önce

İDİL HABER'e ve Katkıda bulunan, emek veren herkese çok teşekkür ediyorum.