Her bayramın tadı başka!

Küçükken bayramların gelişine boşuna sevinmiyorduk. Bayramlık elbiselerimizi baş ucumuza koyarak uyuyorduk.  Heyecandan uyku gözümüzü tutmuyordu. Gözümüz açık uyuyorduk.“Nerede o eski bayramlar” demeyeceğim çünkü hepsinin hissiyatı ayrı. Kışın gelen bayramlar, yazın gelen bayramlar,siyasetin baskısında kalan bayramlar insanlara farklı duygular veriyordu. Farklı güzel duygular yaşarak bayramlarımızı kutluyorduk.

Metrepollerde, Avrupa'da yaşayan İdil'liler bayramı akrabaları ile geçirmek için İdil'e geldiler. Bayram vesilesi ile İdil'e gelen İdil'lileri görmek bayramlık bir davranış olarak görüyoruz.Uzun süredir görmediğimiz insanları görmüş oluyoruz. Hal hatır sorup, sohbet ediyoruz. Güzel bir iklim oluyor.Bundan sonraki bayramların trendi, bayram kutlaması için İdil'e gelen İdil'lilerle görüşmek olacak. Herkes işinde, gücünde olunca görüşmek imkansız oluyor. Bu imkansızlık bayram tatili ile ortadan kalkınca, hepimiz için iyi bir fırsat oluyor.Bayramda bir çok insanla görüşmüş oluyoruz. Bayramda güzel bir duygu yaşıyor insan. 

Hayat pahalığı insanların alışverişini etkiledi. İnsanlar, elbise almada, şeker almada tasarrufa gitti. Tasarrufa ne kadar gitselerde bayram hazırlığını tam yaptılar. Şekerini, tatlısını, elbisesini aldılar. Mehemdeye, Cizre'de gelecek mırtıba, çocuklara verilecek paralar bozduruldu başka bir cebe koyarak yarın için hazırlandı. Kahvaltılar kimlerde yapılacak, hangi camide bayram namazı kılınacak, kaçta protokola gidilecek herkesin programı hazır.

Köylerden,İlçeden gelen tanıdık insanlar protokle bayramlaşmak için gelecekler. Herkes çok ciddi bir şekilde sandalyasine oturacak. Protokol üyeleri Kaymakam bey başkanlığında yerlerini alacak.Herkes uzaktan kaymakam bey ve protokol üyelerinin yüzüne bakacak. Bakışlardan sonra Kaymakam kısa bir konuşma yaptıktan sonra herkesin bayramını kutlayacak. Hepimiz çok mutlu olacağız. Dağıldıktan sonra neşeli bir şekilde evlerimize gideceğiz.

Komşularımızın, ailelerimizin bayramlarını kutladıktan sonra eve geçip oturacağız. Gelen çocuklara verilen ikramları konuşacağız. Çocuklara mutlaka şeker verin diyeceğiz. Bayramın şekeri yine çocuklardır, temiz duygularla ev ev dolaşarak herkesin bayramını kutlarlar. Bu eve gitmeyeceğim, buna gideceğim diye diye bir kuralları yok. Herkesin kapısına giderek "Bayramınız kutlu olsun" diyorlar. Bayram temiz duygularla kutlanmalı denilmiyormu? deniliyor. Çocuklar işte bu temiz duygularla bayramını kutlayarak gerçek bayramı yaşıyorlar. Biz büyükler ise yanlışlarımızdan taviz vermeden, gururlu bir şekilde bayramımızı kutlamanın heyecanını yaşıyoruz. Bayramın iklimini gerçek manada kimler yaşıyor açıklamasını size bırakıyorum. Çocuklar mı, Büyükler mi ? Siz söyleyin.

YORUM EKLE
YORUMLAR
m.eminboz73200@gmail.com
m.eminboz73200@gmail.com - 4 hafta Önce

Kıymetli dostum A.Rahman mushadenle "Fırfele" kitabımdan yazına bir yorum yapayım.
"Ramazan ve Kurban Bayramları biz çocuklar için bir umut, büyük bir heyecan vesilesiydiler. Bu iki bayram günlerinde köyün en güzel yemeklerinden doyasıya yeme şansımız oluyordu. Çünkü sadece Ramazan ve Kurban bayramlarında köyde buğday ekmeği ve pirinç pilavı yapılıyordu. Annemin elle diktiği elbiseleri ve bayram için alınmış ise lastik ayakkabılarımı akşam baş ucuma koyarak yatardım. Bayram gününün hayaliyle ve heyecanıyla o gece değişik rüyalar görürdüm. Bayram günü bayram namazına giden büyük erkekler eve döndüklerinde biz çocuklar köyün yarısını gezmiş; şekerlerimizi toplamış olurduk. Öğleye kadar köyde gitmedigimiz ev kalmazdı. ...ve devamı uzundur. Yani o zaman herşeyin tadı güzel ve orijinal idi. Çünkü her şey kiymetliydi..