GÖBEKLİTEPE

Bir vesileyle anne, abla, kardeş ve akrabalarımızı ziyaret etmek üzere memleket yollarına düşmüştüm. Dönüşte, Şanlıurfa’ya yakın bir yerde bulunan, Göbeklitepe diye tarihi bir ören yerine uğradım.

Doğrusunu isterseniz son derece etkilendim. Çünkü insanlık tarihi ile ilgili bilinen veya genel kabulleri alt üst eden bilgiler, burada elde edilmiş.

Göbeklitepe’nin bulunuş hikâyesi şöyle olmuş: Burası özel bir mülk. Mülkün sahibi Mahmut Yıldız, burada çiftçilik-hayvancılıkla uğraşmış. 1985 yılında amcası Tepe’de bir heykel görüp, müzeye teslim etmek istemiş. Müze yetkilileri pek önemsememişler. Heykeli alıp, depoya atmışlar.

1992’de Alman arkeologlar bir başka tarihi yer olan ve hali hazırda baraj suları altında kalan Nevali Çori’de kazı yapıyorlardı. Nevali Çori buluntularını müzeye getirip teslim ettikleri bir esnada bu heykeli görüyorlar. Yapılan testler heykelin 12.000 yıllık olduğunu, yani M.Ö. 10.000 yılına ait olduğunu göstermiş.

Heykelin bulunduğu bölgeyi ziyaret eden Klaus Schmidt isimli Alman Arkeolog, tepenin yığma olduğunu anlayıp, gerekli izinlerden sonra kazı çalışması başlatmış. Kazıda çıkan buluntular bilim adamlarını şaşırtmış, hatta hayrete düşürmüş diyebiliriz.

Çünkü burası Konya-Çumra Çatalhöyük’ten daha eski bir döneme rastlıyor. Çatalhöyük’ün yaşı ortalama 9000 yıl. Aynı zamanda Mısır piramitlerinden de 7500 yıl öncesine denk gelen bu yapılardaki figürler, dairesel mekânlar ve “T” şeklindeki anıtsal yapılar, tarih ilminin şöyle bir silkelenmesini sağlayacak türdendirler.

Tepe ile ilgili bilimsel olarak belirlenen veya ispatlanan birkaç bilgiden başka hiç hiçbir şey bilmiyoruz. Bunlardan ilki, belirtildiği üzere burasının 12.000 yıllık olduğudur. Tabi belirlenen dönem, taş devri dediğimiz zamana denk geliyor. Belki Paleolotik çağın sonu, Neolitik çağın ise başlangıcı. Yani o dönemin insanları, günümüz tarihçilerinin sınıflandırmasına göre avcı toplayıcı olarak yaşıyorlar.

Tam da burada ezber bozan bir durum ortaya çıkıyor. Bilim adamları, ilkel insanların avcı-toplayıcılıktan tarım toplumuna geçtikten sonra “Din” denilen inanç sisteminin ortaya çıktığını beyan ediyorlar. Yani avcı toplayıcı insanlar, gezerek hayvanları avlıyor veya yabani bitkileri toplayıp besleniyorlardı. Dolayısıyla bu yaşam tarzı nedeniyle daima doğada hareket halindeydiler.

Zamanla buğdayın ehlileştirilmesi sonucu, tarım toplulukları oluşmuş ve küçük yerleşim yerleri belirmiş. Bu da toplu yaşamı zorunlu hale getirmiş. Birlikte yaşam biçimi; inanç, ahlak ve etik kurallarını doğurmuş. Kısacası tarım toplulukları oluştuktan sonra din olgusu gündeme gelmiş oluyor.

Göbeklitepe bulunduktan sonra yukarıdaki tez alt üst olmuş. Çünkü bu tepedeki yapıların dairesel biçimde olması, bir tapınak olduğunun göstergesi olarak kabul ediliyor. Demek ki; insanlar daha avcı toplayıcı dönemi yaşadıkları zamanda dahi, bir tapınak yapabilecek kadar dini inanışlara sahiptiler. Yani din en ilkel sayılan insanların zamanında da vardı.

Bir de bu yerin daha önceki ismi Göbekli Yatır idi. Şanlıurfa’lı Kadınlar buradaki bir ağaca çaput bağlayıp, çocuk sahibi olmak için dua ederlerdi. Söz konusu ağacı gördüm. Hala duruyor. Ama hayret edilecek bir taş bulunmuş orada. Çünkü bulunan taşın üzerinde doğumu resimleyen bir çizim vardı. Ne garip değil mi? 12 bin yıl önce birileri bir taşın üzerine doğum sahnesini çiziyorlar. 12 bin yıl sonra kadınlar orayı ziyaret ederek, çocuk sahibi olmak için dua ediyorlar.

İşin bir değir garip tarafı, Göbeklitepe yapıldıktan ortalama 1000 yıl sonra yine bu yörenin insanlarınca taş ve toprakla kapatılmış. Zaten tepe biraz da bu şekilde höyük şeklini almış. Dolayısıyla yapılar iklimsel olaylardan etkilenmeden günümüzü kadar gelmişler.

Arkeologlara göre burası sadece bir tapınak. Tepe’de yerleşime ait bir kalıntı yok. Çevreden gelen insanlar burada ayin yapıyor, kurban kesiyor, ziyafet veriyordu. Ama belli bir süre sonra buranın üstü, yine yörede yaşayanlar tarafından toprakla örtülüyor.

Neden?

Göbeklitepe insanına ne oluyor da bu tapınağın kapısına kilidi vurup, ibadet mekânlarını gömüyorlar? Acaba pagan olduğu sanılan bu insanlara bir peygamber gönderildi de, bunun sonucu paganizmi bırakıp, Allah’a iman ettikten sonra eski mabetlerine son mu verdiler?

Sorular, sorular…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kasım Tekçe
Kasım Tekçe - 1 ay Önce

Bütün yazılarını keyifle okuyorum incelemen bakış açın yorumların güzel evet soruların peşinden gitmek akıllara zarar .bide malağızonun sanırım ferhandan büyük bir oğlu ortaokul yıllarında öğrenciyken hastalıktan vefat etmiş sanırım adı melihandı selamlar iyi çalışmalar

Yasin Afşin
Yasin Afşin - 1 ay Önce

Derleme tarzındaki yazını okudum. Doğrusunu söylemek gerekirse bu tür tarih ve dinler öncesi bir medeniyetin ortaya çıkmasını bir idilli hemşehrimizden okumak keyifli oldu.yazdıklarına tamamen katılmakla beraber .yazınıZında son kısmında sizinde belirttiğiniz gibi bir soru: tarih öncesi Afrika kıtası büyüklüğünde MU kıtası adında bir kara parçası okyanusa batar, ve daha sonrasında suyun yeryüzüne taşması sebebiyle bir nuh tufanımı olmuş olabilme ihtimali ve dev okyanus dalgalarıyla beraber üzerini çamur be toprakla kapatan bir medeniyetmiydi acaba bu göbekli tepe ve çatal höyük.?

Mehmet Emin Özmen
Mehmet Emin Özmen @Yasin Afşin - 1 ay Önce

Hz. Nuh tufanı ile ilgili bir bilimsel makale okumuştum. O zamanlar Ortadoğunun etrafı hep deniz imiş. Zaten halihazırda bazı dağlarda balık fosilleri bulunuyor. Bu denizlerin kara parçasına doğru yürümesi sonucu tufan hadisesi gerçekleşmiş. Tufan olayı Gılgameş destanına da konu olmuş. Hadise gerçek ama nasıl olduğu muamma. Selamlar.