Birbirimizi Kandırıyoruz, hiç olmasa farkına varanlar katılım sağlamasın. Durum, yine idare edilir halde olurdu.
Bu hoş bir davranış değil. Ama ne yazık ki hepimiz, farkında olarak ya da olmayarak, bu davranışın bir parçasıyız. Siyaset yaparken, esnafken, belediye başkanıyken, muhtarken, aile babasıyken ya da halkla iletişim kurduğumuz her alanda… Birbirimizi kandırmak, ilişkilerimizin merkezine yerleşmiş durumda. Birbirimizi kandırarak yönetiyoruz. Arkadaşız, beraber yaşıyoruz. Değermi ? Bu davranışı birbirimize karşı yapmaya değermi Allah aşkına ?
Daha da acısı, bu durum artık geçici bir tutum değil; karaktere dönüşmüş bir alışkanlık gibi karşımıza çıkıyor. İnsanları kandırmak, gerçeği eğip bükmek, günü kurtarmak adına söylenen sözler, tutulmayan vaatler… Bunların savunulması ise kandırmanın kendisinden bile daha vahim. “İdare edelim”, “Şimdilik böyle olsun”, “Zaman kazanıyoruz” gibi gerekçelerle bu davranışı normalleştiriyoruz. Oysa bu, birlikte yaşama kültürünü zedeleyen en temel sorunlardan biri.
Günlük ilişkilerimize baktığımızda, özellikle önemli makamlarda bulunan birçok kişinin bu kandırma davranışını bir yönetim biçimi, hatta bir iletişim aracı olarak kullandığını görüyoruz. İdil’de, aslında her yerde, hem yöneticilikte hem de halkla ilişkilerde bu anlayış hâkim. Bunun sebepleri şu davranışlardan dolayı zuhur ediyor: Öz güven eksikliği, menfaat hesabı, siyaseti bir kandırma sanatı olarak görmek ya da “nasıl olsa karşımdaki anlamaz” düşüncesi ile bu davranışlarda bulunduğu ortaya çıkıyor.
Ama gerçek şu ki, insanlar her şeyin farkında. Kandırıldığını düşünen vatandaş, karşısındaki kişinin her adımını izliyor. Söylenen sözlerin ne kadarının gerçek, ne kadarının oyalama olduğunu biliyor. Bir sonraki adımın ne olacağını, çoğu zaman o adımı atan kişiden önce kestirebiliyor. Yani bizi kandıranları tanıyoruz. Sessizce izliyoruz. Belki tepki göstermiyoruz ama unutmuyoruz. Yani bu çağda insanlar iletişim ilişkilerinde çok gelişti, kandırma iletişimi kullananlar gelişmediği için bu davranışı sergilediği ortaya çıkıyor. Aslında bu davranışın demode olduğu ve terk edilmesi gerektiğini inanmak lazım.
Birbirimizi kandırmak doğru bir davranış değil. Bu çağda bize yakışmıyor. Toplum olarak daha fazla dürüstlüğe, daha fazla samimiyete ihtiyacımız var. Sevmek, paylaşmak, birlikte ve açık bir şekilde yaşamak varken; yalanı, oyalamayı ve kandırmayı seçmek bizi küçültüyor.
Belki de artık şu soruyu kendimize sormalıyız: Gerçekten birbirimizi kandırarak nereye varıyoruz?
