Bir kelimenin tarihi izi..Lawij ağıdı

Lawij, İçinde kadın ve dünyevi aşkı olmayan sadece ilahi aşkı anlatan, Süryani kültürün izlerini, anısını taşıyan,(Gerşuni) Süryani harflerle yazılan, Süryanilerin Taziyelerinde okunan, bu gün hala Kürtçe söylenen metinlere verilen addır.

Bu bölgede Süryani kilisesini en üst makamda temsil eden MOR ŞEMUN BASİLİYUS II  Turabdin’nin  Mafiryaniydı,çok dindar  bir o kadar ( muttaki) gelenekçi, Süryani kilisenin hiyarejisine bağlı  en üst makamı  temsil eden dini liderdi (Mafiryan patrik Vekili  demektir.) Burada konumları güçleri farklı olan iki liderin verdiği, amansız mücadele neticesinde sözlü kültürde yerini bularak Lawıj doğar.Midyat’ın güney doğusundaki Baminmin köyünde (Süryanice be men xem  veya menxamoy) olarak  bilinir. Süryani  tarihinde  lakap olarak,  Mafiryan Şemun  Men Xamoyo olarak  anılır.Hollanda  Süryani  manastırı metropolit rahmetli  Jeşu İsa Çiçek,  1987  de  Süryanice  yazdığı TENHOTO TUR  ABDİN Torabdin hasretleri kitabında lawij hikayesinden  uzun  uzun bahseder.

Ağıtın içinde, büyük gerilim, itirazlara sesleniş, zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah’ı var dercesine, savunmasız bir din liderinin, taviz vermeyen duruşu, tutarlılığın yanında, elinde Ateşi tutarak, yanında kefenini alarak, her türlü bedeli ödemeye hazır bir şekilde, İncil deki düşmanınıza dua edin affedin,  ayetlerinin yerdeki temsilcisi olarak, zalimlere Allah’ı hatırlatan kavanoz dipli dünyanın faniliğini, aşkların en yücesi tanrının ve vicdan aşkı olduğunu, beni âdeme anlatır lawij destanı.

Lawijin  hikayesi ile ilgili bir kaç farklı rivayet söz  konusu. 1939 yılında yayınlanan ”El mecelleli el Batriqiye el Süryani’ye’’Süryani patrik hanesinin çıkardığı derginin Ocak, Şubat yani altıncı sayılarında lawij’den söz ediyor, tarihine yer veriliyor.  

Mire Bota Celaledin Bedirhan  zamanın Diyarbekır’in de  Kürtçe lisanı ile neşredilen  Hawar  dergisinin 25. Sayısında  yayınlatır. Bir sonraki sayıda, lawijin hikâyesine dair bir yazı yayınılacağım deyip vaatte bulunur. Ama 26,27,28,sayılarında bilgi yok 29.sayıda ortaya çıkıp hikayeyi anlatıyor.

Aslen  Midyat  Estel’den olan   siyasetçi, yorumcu  Altan  Tan,  bölgede yaptığı  çok geniş bir araştırma  sonucu  2011 yılında  yazdığı  Turabdinden, Beriyeye, aşiretler, dinler, kültürler kitabında,  lawij hikayesine geniş yer ayırır. Aslen Batmanlı olup Diyarbakır’da yaşayan Selime Temo, Ramazan Engin gibi yazarların konu ile ilgili yazdıkları metinlere rastlamak mümkün.

Bu yazarların kitaplarını okumadan evvel, bundan takriben 32 sene evvel, Amerika’da yaşayan büyük dayım rahmetli Yusuf  Hannuş bizi ziyaret ederken aziz annemle birlikte bu lawij hikayesini müzikal anlamda  makamıyla söylemişlerdi.

Madem bu kadar bilgiler bir araya gelmiş, o halde hikâyeye başlayalım. “ Turabdin bölgesinde Midyat  hudutları içinde   Baminmin  köyünde oturan  Abdal (Evdal) Ağa‘nın  yanında Süryani  bir genç hizmetkar (Ğulem) olarak kalıyordu. Bu Süryani genç öz amca kızına (Bazı  rivayetlere  göre vaftiz  babasının kızıyla Süryanice Karito)  deli gibi aşık olmuş, aşkıyla evlenmek istemişti.

 Ama Mesihin şeriatında buna cevaz olmadığı gibi yakın akraba evliliği de yasaktı. Caiz olmayan durum defalarca Süryani gence söylenmesine rağmen gönül ferman dinlemiyordu. İlahi aşkımla evleneceğim diyordu. Süryani hizmetkâr bir çaresi olmalı diyerek düşündü. Kendince bir çözüme karar verdi. Hizmetkarı olduğu evin hanımına yani Hamım ağaya gitmeye karar verdi. Bu tür girişimler bölgede gelenektir.

Dergüş

Ğulam, Hanım Ağa’nın huzuruna çıktı, “ Ez beğte dergüşa vede, un vi işi safikin” ( Evinizin Beşiğine sığındım, bu işi çözünüz.) aileden baht istedi, yardım talep etti, yalvarma ricalarda bulundu. Abdal ağanın, hanımına sığındı ve ondan yardım istedi. Hanım Abdal Ağaya ” Mafiryanın vaziyete karşı geldiğini, bir birini seven iki gencin nikâhlarını kıymadığını söyler.” Abdal Ağa, Mor Şemunu evine davet eder,

Mor Şemun Abdal ağa’nın evine gelir. Ağa evlendirmelerinde ne kadar ısrar etti se de,   Mafiryan,  Ğülem ve amca kızının nikâhlarının kıyamayacaklarını söyler. Ağa ya “ İncile ben inanıyorum, sen değil ağa, bu evlenme durumu dininize göre caiz, dinimize göre caiz değildir. Kilisemizde sosyal hayatın kanunlarını sen koyamazsın biz koyarız.” der

Yapılan açıklama üzerine ağa sinirlenir, gazaba gelir. Mafiryan ile arasında cereyan eden  durumu  mektup da yazarak bölge amiri, Cizre Miri Mıhemed Bege  bildirir.Ağa mektubunda,  “ Süryani din adamın iti atsızlık ettiğini, emirlerine biat etmediğini,”biraz daha, illeri giderek  Müslümanların kestiği etleri yemediğini söyleyerek iftiralarına yeni bir ekleme yapar.” Ağa, görüşmede Mafiryana yemek ikram etmek isteyince, Mafiryan ikram için Ağaya teşekkür etti.

Süryaniler,40 günlük olan 20,25 Şubat’ta başlayan Büyük oruç ayındaydı. Mafiryan oruç nedeniyle Ağanın yemek teklifini geri çevirmişti. Bölgedeki Müslümanlar Süryanilerin oruç tutma vakitlerini biliyorlardı. Ağa bunları bildiği halde yemek olayını çarptırarak başka bir üslup kullandı. Mafiryan’ın Müslümanların kestiği hayvan etini yemediğini söyleyerek sorunu toplumsal bir boyuta taşıyordu. Fitne yapıyordu.

 Normalı olan neydi: Müslümanlar, Hıristiyan olan insanların kestiği etleri yemiyorlardı. Bu bilinen bir durumdu. Gizlenmeyecek kadar açık olan bir gerçekti. Eskiden idil’de durum bu şekildeydi. Bu gün Avrupa’da istisnalar hariç Müslümanlar aynı yolda yürümeye devam ediyorlar. “Ne domuz etti yerim,  ne de onların deyimi ile gâvurların kestiği eti yemiz çünkü murdaldır.” Bu durumu çok berrak ve nettir. İnsanlar boğazdan girene dikkat eder, ağızdan çıkan Gelavijeye dikka etmez. Mafiryan oruç ayından dolayı yemek ikramına hayır derken, Ağa siyaset yaparak mevzuyu başka bir boyuta taşıyordu.

Her neyse.. Cizire Botan Miri, Abdal Ağadan gelen mektup üzerine Mafiryani acele olarak Cizre’ye gelmesini emreder. Mafiryan hemen Cizre’ye doğru yola koyulur. Mir Mıhemed  Beyin huzuruna  çıkar. Mirin emri ile ona kase içinde zehir ikram edilir. Mafiryan, boynundaki haçı sağ eliyle alarak kasenin  etrafına  bir haç  çizdikten sonra ve zehiri  içer. Ama Mafiryan Şemuna bir şey olmaz. Mir bu durum karşısında şaşır. Hizmetkârını çağırdı. Ona, kasede  zehir olup olmadığını  sordu. Hizmetkâr kasede zehir olduğunu söyleyince,  kaseye su çalkaladılar, hizmetkara içirdiler. Hizmetkâr içtikten, bir süre sonran rahmetli oldu. Mir bu sefer Mafiryanı yanına çağırdı. Denemek amacıyla şarkı söylemesini ve dans etmesini istedi. Gaye tahkir aşağılamaktı. Mafiryan “Ben din adamıyım, din adamlarının dans etmediğini bilmezmisiniz, dans etmem, ama  dünyavi aşkın analtılmadığı, ilahi aşkın anlatıldığı Lawiji Kürtçe dilinde söyleyeceğim size."

-- Lo ew ci denge, ew çi heydane ew çi gur gure li azmana,

Denge nefir ü borizana hin dibejin kiyemete ü hin dibejin axhır zemene

-- (Bu ne sestir hey, bu ne feryad, bu ne gök gürültüsü,

Sur sesi, zurna sesi, borazan sessidir. Kimi kıyamet der kimi ahir zaman der.)

-- Lo Mırovo nizano, cahılo, bere xwe bı de azmana çıkas heşine,

U seyr bıke, li gere feleke hemü sterike, di rengin na

Ü süphan bike ji hudaye kereme belle heyf u ğabineta min te li,

Lı husnü u cemalle di wan ye ku paşike bıkewin halle ko em ketine.

-- ( Ey cahil insan dön de bak göklere ne kadar mavi, nasılda geziyorlar bak,

Feleğin çarkında yıldızlar rengarenk kerem sahibi Allaha tespih et.

Ki bunları göklere yerleştirendir. O ah ne yazık ki o hüsnü kerem cemale,

Ki sonunda o da düşecek bizim düştüğümüz hale)

” Meşhur Lawiji kurmanci diliyle söyler. Yaratı ki mir dinlesin lawijde mahşer gününden ve münafıkların görecekleri ceza ve azaptan bahsediliyor Mir ve etrafındaki  heyet lawiji beğendiler. Mafiryanı Lawijden dolayı çok sevdiler.

Bir başka rivayete göre  ise  Cizire Botan Miri,  Ağanın ona yazdığı mektupta, etinizi yemez demesi üzerine Mir, Mafiryana bir kuzu kestirir. Oruçlu olduğunu bildiği halde  etleri sofraya  getirir ve ikram eder.Mafiryan bu sefer  boynundaki haçı tutarak “Ib  şem abo  vebro  ruho   kadişo” sözleri içinde mırıldanarak  kurtarıcı Mesihin haça geriliş sembolü olan  haçı etli yemekler üzerinde  dolaştırınca, tüm yemekler  sebzelere, yeşilliklere   dönüşür. Daha sonra  hazin bir ses tonu ile  okuduğu Lawijde Allahın yanında, Mir, fakir, savunmasız, kimsesiz olanlar, hep aynıdır.’’ Lawijin dizelerini Mafiryanin hazin sesinden duyunca Botan Miri  duygulanarak, hüngür hüngür ağlamaya başlar. Mafiryana etiklerinden pişman  olur. Hürmet etmekten kusur etmez. Onu ödüllendirir. İyi sözlerle, güzel bir davranışla Torabdine uğurlar.Acak  Abdal Ağa, İnsafa gelmiyordu. Gelişmeler istediği gibi gitmemişti. Hiddeti dinmiyordu.Suçsuz sebepsiz bir şekilde‘’ Basiliuos II- Mafiryan Mor Şemunu  öldürüyordu. Mor Şemunun  Lawij  ağıtı; ağlamanın,yüreğin, titremesi dolup dolup taşıması,Lawij   söyleme, şikayet, yalvarma,  yakarış  sitem, itiraz, anlamına gelmektedir.

Mihayil  Rabo’nun  yazdığı memleketler tarihi adlı eserinde, Lawij kürtçe olarak söylense de  içerik olarak  geçmişte Süryani Ruhbanların, taziyelerde Mor Şemunu yad etme, inancımızın  geçmişte nelere mal olduğunun özetidir. Hangi lisanda söylendiği  önemli olduğu  kadar    mekanlar,  güzergahlarda daha önemlidir. Lawinç’in ilginç tarafı  Süryanice yazılıyor, ama Kürtçe  söyleniyor. Kişilerin yapmış olduğu hatalar Kürt milletine mal edilmiyor. Hatalar kişilerin hatalarında kalıyor. Lawiç ısrarla Kürtçe olarak yaşatılıyor. Peki neden böyle? Süryanilerin, Kürtlerle bölgede sosyolojik olarak yaşadıklarını bilmeyenler, içinde müthiş bir Kürt hayranlığı olduğunu düşünebilir, ama bu anlama gelmemeli. Yani Kürt idarecilerin kaşına ve gözüne duyulan hayranlıktan dolayı Lawiç Kürtçe söylenmiyor. Eski Kürt derebeyi, hükümdarların Süryaniceyi yasaklamaları, konuşursanız dilinizi keseriz ifadeleri, hatta bazı kiliselerde vaizlerin Kürtçe ile yapılması baskıları vardı. Münevver insan tabakası bunu bilir bilmeyenlerde ezıngamın’ ezıngamın diye devam eder.

Geçmişin acılarını dindirmek için bazen merhemler çare olmuyor, yarayı tedavi etmeye gücü yetmiyor. Araya dengbejler şairler giriyor. Hani gönülden gönüllere bir yol oluyor. O yol da görünmez  misalli Mor Şemunun Lawiji yüzlerce yıldır izlerini  sürdürerek günümüze kadar gelmiştir. Pek çok kültürde başlı başına bir ağıt edebiyatı oluşturuldı. 53 beyit olarak yazılan söylenen bu destan günümüzde hala söylenerek dile getirilmektedir. Avrupa’ya taşınması 1970 yılarda oldu. Silopi ilçesi sınırlarında olan Bassa köyünün Keldani papazı Keşe Bırho (İbrahim ismini ona çok gören etraf ona keşebırho diyordu.) 1960 yıllarında idile gelip kilisede Kürtçe vaaz  verirdi. Şamas  Diakon, olan güzel sesli oğlu   ile Sleman bezo abemizin arkadaşı dır. Lawiji söyleyip durunca Sleman Bezzo bunu not edip yazar beraberinde isviçreye getirir.

Bunu yaşatılaması edasıyla  sesi güzel olan aynı zamanda  Şamas olan Pulus Necuma  Lawiji teslim alır. Necum ailesi olarak rahmetli babaları Yusuf(Siso) değil idilin bölgenin dengbejlerindendi. Baba böyle olunca haliyle bu kabiliyet çocuklara miras kaldı.  kadın erkek olarak,  Süryani ilahileri, dile getirme, güzel sesleriyle   etrafa duyurma  özelikleriyle mirasa sahip çıktılar.

Bunu içine Kerim Aslan, Ğezale, Nisane yi unutmamak lazım. Bayanlar dan Vedia Görgis Toptaş  Togan,  Kerime Abla Beyt Meko Kayır, Afife Beyt  Sabro Yusufko Sağ Tokuş,Edibe Özdemir, Naime Tutuş Kartal, Naime Odun  Merfonu Aziz'in (Ezo) öğrencileriydi. (Bu alanda yapmış olduğu hizmetlerden dolayı kendisine Allah'tan rahmet dilleriz.) bu kadroların tümü  taziye salonlarında fırsat buldukça Kürtçe ile Lawiji yaşatan ve ona hayat veren hazin seslerdir.Lawij gençlerin ölümü ardında söylenir. Bölgemizin kültürlerini yaşatan insanlara şükran borcumuz var.

Lawiji ve Lawij gibi destanlar bu bölgede yaşamalı yaşatılmalıdır. Süryani Kürt  halkların ortak  hayat hikayesidir.Bunun  tespitleri vardır.

Türkiye’nin resmi dil tarihine göre  memlekete 70 kusur dilin  varlığından bahseder.Bu kadar  milletler arasında  kimileri kürtçeyi biliyor, söylüyor ve seviyor?  Tabiî ki Müslüman olanlar yapmıyor. Ermeni’si, Süryani’si, Kürtçe  konuşuyor. Müziğini söylüyor dinliyorlar. Bu az bir şey değildir,  burada kafa yormak, irdelemek lazım.  Bu gün bölgede fiziki açıdan nüfusumuz Abdal Ağa ve onun zihniyetini temsil eden fanatik insanların sayesinde binlere düşmüştür. Pilli bitmiş bir saat gibi durmuş olabiliriz.  Bir ceylanın ürkek sesi gibi  sesimiz çıkmaya bilir. Bölgedeki varlığımızı, İnsanlar merhamet zemininde yer vermeleri de olsa  eski deyimle,

 Süryaniler bölgede hala bulunmayan merinos kumaşı  gibi, eskimeyen yıllanmış  şaraplar gibi, Türkiye’ye gelen, gezen, dolaşan  aydın nifiskar, entelektüellerdir. Manastırları, kiliseleri,  tarihi mekânların kapılarında ziyaret kuyrukları oluşturuluyor. Medeniyetin izleri aranıyor. Mardin deki  müze  müdürlüğüne  birİ yazsa yada sorsa  hangi mabet evini ne kadar turist  ziyaret ediyor. Bir öğrense insanlar. Peki bütün bunların bir karşılığı yok mu ? burada düşünmeye  değer bir nokta  yok mu ?  bence vardı. Uzaklaştırılmasaydı bu ata diyarlarından, Konuşulan Kürtçecin üzerimizde büyük bir etkisi olduğu bir gerçeği vardır. Düğünlerimizde müzikal olarak bize eşlik eder cıvatlarımızda atasözleri, bizleri,  dilimizi zenginleştirir di adeta.  Lawij hikayesini  anlamaya çalışanlar, Cızire bota Mirinin zalimce tutumu  Mor Şemunun başından geçenler  hazin  ders çıkaracak  nitelikte  olmasına rağmen halen lawij hikayesini orjinalığına seddaket göstererek, kürtçe olarak  söylüyoruz, yaşatıyoruz. Bu Süryanilerin, Kürt edebiyatını besleme, yaşatma adına en büyük armağan olarak hediyesidir.  Ve bundan da mutluluk  duyarız. Bu gün bu geleneği  bozmuyoruz.

Lawiji yazacak sözümüz olduğuna göre  müzikal anlamda  yorumlayacak  sesimiz de vardır.Burada mütevazilik, paylaşımcı, Egodan arınmış ruhu öne çıkararak, bugüne dek lawije sesiyle emek vermiş  yeşil gözlü, kumral saçlı, zamanını idilin dar sokaklarında geçiren,  güzel Hatunların  gönüllerini  hoplatan, duygu yüklü bir sese  sahip olan  Pulus  Necum abemizin  sesinden kelamını makalemize taşıyoruz. " Ruhum aşkım kaldı  oralarda ey Beytzabday. Sokakları size sitemim  var." diyor Pulus abem. Kederle, Felekle. hesabı olan, Murad  almamış bir ses, mis kokan çay gibi. yerli, mahalli samimi, anne yüreği gibi  hazin ve dertli.Çoğumuzun eksik kalmış yanımızı tamamlıyor bu ses.Dinleyin lütfen. Pişman olmıyacaksınız

Başka  bir yazıda  buluşmak  ümidi  ile  şen, şakrak, sağlıkça kalın .

Lahdo sağ

YORUM EKLE
YORUMLAR
İlyas Oylu
İlyas Oylu - 1 yıl Önce

Küçüklüğümden beri İdil’de olsun, yurtdışında olsun, daima Merhum Babam Melfono Aziz Oylu’nun Talabelerindende duyduğum ve her duyduğumda acaba niye Kürtçe okunduğunu ve anlamını bilmediğim Lewıj Ağıt’ının hikayesini çok güzel kaleme alan Abem Lahdoya candan teşekkürler. Sağol varol Abem, devamını bekleriz.

İdil Haber
İdil Haber - 1 yıl Önce

Süryani toplumunun çektiği acıların içinde filizlenen Lawij ağıdını bizlere arz ettiği için sana sonsuz teşekkürler.Kalemine sağlık.

Cemil Bugday
Cemil Bugday - 1 yıl Önce

Bazem Äzech lilerin rahmetli ölenlerini mezara gömmeden önce taziyeye gelip aksamlari salonlardan taniyordum. Hatta her defa Pulus Togan abenin Rahmetli Babama yolladigi kasetten cok dinledim.. Yazarin dedigi gibi Pulus abe ve Kerime Abla söylediklerinde Salonda cit cikmaz ; cünkü o kadar hazinli agit oluyorki her kulaga iyi gelir.
Bunlara Naima Kartalida yeni gelen nesilide katabiliriz.
Fakat neden ,nasil veya tarihini simdi senden ögrendim..
zaten Äzech in kültürünü ve olaylari tarihiyle en guzel saygi deger kaleminden ilk defa duydum. Kalemine saygi ve sihhatina sagliklar yazar Lahdo Sag

isa tokus
isa tokus - 1 yıl Önce

Idil haber yazari Lahdo Sag Abimin Kalerme Aldigi Lewij Hikayesini okudum. Oma cok Zevkle okudum.
Cünkü bü Lewij olan hikayesini cogu zaman cenaze Esnasinda derneklerde Rahmetli babandan Semun Petrus.
Cogü zaman duymusundur ayni zamanda Pulus Togan Kerime Kayir ve Esim olan Afife Sag/ Tokus , Naime Tutus, cenazelerde insamnin ruhuna gida verem güzel seslerinden duymaktayiz simdide Lahdo Sag Abemin bize aktardigi lewij hikayesini sayende tam anlamilan orenmis olduk yüreyine saglik her zaman var ol Lahdo Abem

Murat Taraca
Murat Taraca - 1 yıl Önce

Göndermiş olduğun makaleyi içtenlikle ve zevkle okudum. Eline ve kalemine sağlık, Abi Lahdo. Yine büyük uğraşılar vererek, Hristiyanlık aleminin en değerli isimlerinden biri olan Mor Şemun Basiliyus II’nin çok değerli ve tarihi olan yaşamının bir kısmını kaleme almak ve böylelikle gelecek nesillere iletmek, büyük bir başarıdır. Ayrıca bu makaleyi çok güzel sesli ağabeyimiz ve Şammas Pulus Toğan’ın nağmeli söyleyişi ile seslendirmek ayrıca çok güzel bir iş oldu.
Candan teşekkürler.

Rahim
Rahim - 1 yıl Önce

Aslen Midyat Estel’den olan siyasetçi, yorumcu Ahmet Tan, bölgede yaptığı çok geniş bir araştırma sonucu 2011 yılında yazdığı Turabdinden, Beriyeye, aşiretler, dinler, kültürler kitabı Altan Tan olmalı galiba.
Matran İsa Destanını kendi yorumunuzla kaleme alırsanız müthiş olur. Selamlar

lahdo Sağ
lahdo Sağ @Rahim - 1 yıl Önce

Rahim rumuzlu yorum yazan arkadaşa merhaba.Uyarı ve tavsiyeleriniz için teşekkürler. Metran İsa Destanı masamda olan bir çalışmaydı, Siz tekrar dile getirince bende ayrı bir heyecan ve farkındalık yarattı, kısa sürede umarım okuyucuların beğenine sunarız...

Cemil Bugday
Cemil Bugday - 1 yıl Önce

Bazem Äzech lilerin rahmetli ölenlerini mezara gömmeden önce taziyeye gelip aksamlari salonlardan taniyordum. hatta bir defa Pulus Togan abenin babama yolladigi kasetten cok dinledim..Dedigin gibi Pulus abe ve Kerime Abla söylediklerinde Salonda ses cikmaz herkes dinler ; cünkü o kadar hazinli agit oluyorki her kulaga iyi gelir. Bunlara Naima Kartalida yeni gelen nesilide katabiliriz.
Neden ,nasil veya tarihini simdi senden ögrendim..
zaten Äzech in kültürünü ve olaylari tarihiyle en guzel saygi deger kaleminden ilk defa duydum. kalemine saygi ve sihhatina sagliklar yazar Lahdo Sag

Kerim Togan
Kerim Togan - 1 yıl Önce

İdil Haber yazarı muhterem Lahdo Sağ'ın keleme aldığı,Lewıj hikayesini okumaktan doyulmuyor. Ama okudukça Sevineyimi, üzüleyimi, yoksa yüz Yılar önce vaki olmuş bu acı hikaye 'nin esas sebeb olan,kişiyemi kızayım'mi.?

Bu acı hikayeyi.Saygı deyer Idil Haber yöneticileri'de takdir etikleri gibi.
Şağsiyetiyle dürüst, ve deyerli Kalemiyle'de tanıdığımız Lahdo Sağ'a bizde yürekten teşekür ediyoruz.

Lahdo Bey'ın buyurduğu gibi. Lewıj hikayesi okadar derin ve açı olduğu için,cenazelerde hüzünlü Civate'lerde,Levij'i sesiyle söyleyen hem'de dinleyen'de Gözyaşlar,(Merzib) gibi akardı.
Bu hüzünlü Levıj'ın sözleri, Hayatta olan bizler için uyandırıcı sözlerdir diye düşünüyorum.Tabi dinleyen kimetini anlarsa.

Mafıryen || Baseliyuos Mor Şemun Levıj'ın içindeki yazdığı kelimeler, Bu Dünyanın fani olduğunu insanın yapmış olduğu zulümler Adeletzizlikler böş olduğunu ve öbür Dünyada Allah'ın huzurunda o insandan, hesab sorulacağını anlatır.
Mor Baseliyuos Şemun.Hayatı boyunca Manastır,ve Mağaralarda Allaha, ve insanlığın selameti icin ibadet ederek geçti. Bu Dünyada ona hesab sormak için Divanına çağıran,ve sonra onu öldüren kişiye dahi. Dua etmekteydi. Hatta o kişi günaha düşmemesi için feryatlar,yalvarmalar dahi nafile oldu.
Evet Her nekadar icmiz hasret doluysa, bu deyilki nefrettir. İnancımıza göre deriz kimseyi mahkum etme. karşındaki insanı afedeceksin' ki ozaman Allah'ta seni afetsin.ve Melekütünüde seni kabul etsin.

Bütün insanlar Adaletsiz'mi ? hayır.
Mezapotamya Topraklarında kürt olsun Türk olsun, o zamanlarda. Aşiret Reyisleri'de, olsun.Ben inanıyorum,
Vijdanlı, insanlar'da vardı. Eyer olmasaydı, ki Bizler azınlık Süryani halkı, bu Güne Kadar Hayatta olmazdık.Bizim Süryani Halkı bunu bilmeli diye düşünüyorum
Evet geçmişi geri getiremeyiz, ama o Topraklarda Kalan, ve gelecek nesil, daha Adaletli ve daha iyi bir Hayat için uğraşaçaklarına umut ediyorum.

Saygılarımla: kerim Toğan.