Yarbaşı Grup Yolu: Sessizliğin, Vefanın ve Geç Gelen Adaletin Hikâyesi
Son günlerde Yarbaşı grup yolu asfalt çalışması, sosyal medyadan siyaset dünyasına, bölge basınından fenomenlere kadar geniş bir çevrede dikkat çekiyor. Bu ilginin tesadüf olmadığını düşünüyorum. Bana göre bu durum, Türkiye’nin terörsüz bir döneme geçmesiyle birlikte, toplumun uzun yıllardır ötelediği bazı meselelerle yüzleşme cesareti kazanmasının bir sonucudur.
Terörün gölgesinin kalktığı bu süreçte, herkesin—en çok da köylülerin—Yarbaşı köyüne karşı bir vefa borcunu hatırladığı görülüyor. Çünkü Yarbaşı, bu bölgenin en sessiz acılarından birini taşıyor.
Kırılgan Bir Sessizlik
Yarbaşı köylüleri, yıllarca yaşanan olaylar karşısında kendilerini savunamadılar. Güneydoğunun geniş coğrafyasında meydana gelen siyasi bir olayda kendilerini mesül tutuyorlardı. Ruh halleri iyi değildi. Siyaset düşüncelerinin çok üstünde bir işti.Yerel dinamikler baskı unsuru oluşturuyordu. Köylülerde çekiniyorlardı. Sosyal taleplerini dile getiremedikleri gibi kendi kabuklarına çekiliyorlardı.
“Yol istiyoruz, su istiyoruz, sağlık hizmeti istiyoruz” diyemediler.
Bunun adına çekingenlik de diyebilirsiniz, siyasi baskı da… Ama en doğrusu: derin bir sessizlik.
Bölgedeki gelişmelerden kendilerini sorumlu hissedip kabuklarına çekildiler. Toplumsal psikoloji öyle yıprandı ki, köyün kapıları içe kapanırken insanlar dışarıya, Avrupa’ya açıldı. Bir kişi gidince ardı arkası kesilmedi; yüzlerce insan köyü terk etti. Geriye yaşlılar kaldı.
Ama ilginçtir, köy tamamen boşalmadı. Çünkü köyü ayakta tutan tek şey vardı: Cehennem Deresi’nden idil'e gelen su. O su olmasaydı Yarbaşı belki de bugün sadece bir yer adı olarak hafızamızda kalacaktı. Köy boşaltılacaktı.
Siyaseti Değiştiren Köy: Yarbaşı
Bugün Yarbaşı köyü, hem coğrafi konumu hem de siyasi yapısıyla Şırnak’ın en dikkat çeken köylerinden biri olmaya devam ediyor. Yıllar boyunca baskılara karşı bir savunma mekanizması geliştirdiler:
— Göç etmek,
— DEM Partisi’ne oy vermek,
— Devlet yetkilileriyle mesafe koymak…
Bu süreçte politik davranmayı da öğrendiler; bireysel işlerini yaparken normal ilişkilerini sürdürürken, toplumsal meselelerde temkinli durmayı tercih ettiler.
8 Kilometrelik Yolun Büyük Hesabı
Köylülerin sabrı, nihayet 8 kilometrelik grup yolunun asfaltlanmamasıyla taşma noktasına geldi. Köy meydanında yapılan basın açıklamasında sadece köylüler değil, Yeniden Refah ve Büyük Birlik Partisi ilçe başkanları da yer aldı.
Bu açıklama bir kırılma anıydı.
Ardından sosyal medyada peş peşe paylaşımlar geldi. DEM Parti ve AK Parti il encümenleri adeta savunma yarışına girdi. Herkes bir belge, bir açıklama yayımladı. Bir nevi “kim ne kadar suçsuz?” mücadelesi başladı.
Köylüler ise henüz organize değil. Bu nedenle gelişmeleri kenardan izliyor, herkese iyi niyet gösteriyor; bir nevi “mavi boncuk” dağıtıyorlar.
Tarih Ders Veriyor
Bana göre bu süreç sadece bir yol meselesi değil. Bu yol tartışması, bölgenin uzun yıllardır biriktirdiği bir duygunun dışa vurumu. Kim gerçek anlamda hizmet etti, kim görmezden geldi, kim sorumluluk aldı—hepsi gün yüzüne çıkacak.
Tarih bazen bir köy yoluyla bile ders verir.
Ve bugün Yarbaşı’nın 8 kilometrelik yolu, bu derslerden birinin tam ortasında duruyor.
Biz de izlemeye devam ediyoruz. Çünkü bu yol sadece asfaltla değil, gecikmiş adaletle kaplanmayı bekliyor.